| | Üretsiz Blog oluştur

M.A.B.

güle güle öldük

 

KIRMIZI KRAMPONLAR

Milli Takımımız Moldova ile oynadığımız Avrupa Şampiyonası grup maçı öncesi törende, İstiklal Marşımız esnâsında asker selâmı verdi. Amaç, teröre kurban verdiğimiz şehitlerimizin sesini dünyaya duyurabilmekti.

Her şey bir yana, bu konuda Türkiye Futbol Federasyonu’nun tam bir beceriksizliği söz konusu. Dünyânın terörden tırstığı şu dönemde bile ülkedeki terör meselesini Federasyonumuz UEFA’ya aktaramamıştır. Avrupa’da çoğu AB ülkesinin PKK’yı terör örgütü olarak kabul etmesine karşın gizliden gizliye ve siyasi yollarla destek verdiklerini biliyoruz; ancak Federasyon ne yapıp edip, gerekirse bu konuyu kamuoyu önüne taşıyarak, Avrupa spor medyasının önüne getirerek sesini duyurmayı başarabilmeliydi. Hattâ bir hafta önce Platini ile enseye tokat, göze parmak olmuş Zico bile devreye sokulabilirdi. Dünyânın Türkiye’nin yasta olduğunu, durduk yere simsiyah formayla ya da siyah bantla oynamadığını bilmesi gerekiyordu. Maç yayını yapan kuruluşlara bu konudan bahsetmeli yolunda telkinlerde bulunulmalı gerekirse sunuculara mama verilmeliydi. Bu işler ‘gittik, görüştük, kabul edilmedi’ diyip geçiştirecek ciddiyette(!) işler değil. Bakın, Ermeniler koca bir yalanı dünyâya kabul ettiriyorlar. Biz dinî bayramımız öncesi terör örgütü tarafından şehit edilen askerlerimizin acısını kabul ettiremiyorsak, terörü anlatamıyorsak daha çok yolumuz var demektir.

Milli Takımımız asker selâmı verdi de ne oldu? Maçın özetlerini izleyenler töreni ve selam duruşunu gördüler mi sanki? Maçın özetlerini aktaran sunucu tören bölümünü ve teröre karşı durulan selâmı aktardı mı? Avrupa’nın bu ikiyüzlülüğüne kalsa “Biz ‘terörü çözün’ diyoruz, onlar hâlâ asker selâmı veriyor.” diyecekler. Devletin doğrudan müdâhil olması gereken bir ses duyurabilme fırsatı kaçmıştır.

Benim önerim: Bundan sonra Milli Takım öncelikle kendince bir yas veya anma işâreti belirlemelidir ve bunu uzun vâdede tüm dünyaya duyurmalıdır. Resmi bir hamle değil, bir tür gelenek olmalıdır. Meselâ, Türk Milli Takımı her zaman kırmızı krampon giyer? Neden? “Çünkü teröre şehit verdiği vatandaşlarının kanları yerde kalmayacaktır.” gibi, UEFA’nın  ve FİFA’nın da ne yapacağını bilmeyeceği bir gösterge seçmelidir kendine. Sunuculara “Türkiye her zamanki gibi kırmızı kramponlarla sahaya çıkıyor, bunun anlamı... dedirtebilmek.

 

 
 
 

F-16'nın Şoförü : RosE Wilson

Salâhiyetini manavdan aldığını düşündürecek kadar beceriksiz bir F-16 şoförü, her köşesi bilgisayarla donatılmış bir uçağı, tam 4 dakika süresince rotasının dışında tutumayı başardı. Arkadaşıyla iddiaya tutuştu da mı bunu becerdi, kendisine bir cami avlusu aradı da mı bulamadı, işin o kısmını bilmiyoruz; ama maket uçakta bile kolay kolay yapılamayacak bir hamleyi denedi ve başarıyla üstesinden geldi.

4 dakika uzun bir süre değil, kısa bir süre. Ne için? Güneydoğu Anadolu bölgemize düzenlenecek turistik bir gezi için. Bence, taraflar bu sınır ihlâlinin bir turistik gezi olduğu fikrini ortak bir toplantıyla açıklasaydılar, Güneydoğu turizminin atılıma geçtiğini, dünya turizmine 'jet turizmi' diye bir kavram kazandırdıklarını duyursaydılar, başarılı olabilirlerdi.

Ross Wilson "Bizim açımızdan konu kapanmıştır." dedi. Wilson bu açıklamayı Dışişleri Bakanımız Gül tam ayılamadan, ayılmak istemeden yaptı. Zaten Gül için 'bizim açımız' diye bir açı yok, 'onların açısı' kapandıysa konu kapanmıştır. F-16 soförüne alkol testi yapılır, 50 ceza puanı verilir olay kapanır.

RosE Wilson. Müttefik dediğin böyle olur. Ortak siyâset.
Etiket ::)))
mitatanilbutuner
29 Mayıs 2007
11:56
Yorumlar :0
 
 
 
 

Aysunlar'ı Kim Afurttu?



Ana fikri 'Bu meşrubatı için, Aysun öpmüşe dönün.' olan reklam çok ses getirdi. Sağır Sultan ereksiyon oldu.

İlk bakışta cazip gelen bir düşünce, Aysun Kayacı'yı tüm Türkiye ile aynı anda paylaşmak fikrine çıkınca iş biraz can sıkıcı boyuta ulaştı. Bizim sokağın altındaki bakkalda kıskançlık kavgaları çıktı. Mahallemizin imamı bu meşrubatı içenin abdestinin bozulacağı yönünde fetva verdi, meşrubatı içtikleri görgü şahitlerince desteklenen üç kişi Cuma'dan kovuldu. Kocalarını gece meşrubatla yatakta yakalayan kadınlar evi terkedip Mor Çatı'ya ilk kez morsuz olarak sığındılar. Ve Aysun Kayacı maketlerinin çalınmasına kadar vardı iş? Kim alır bu maketleri, ne yapar?.. diye merak ediyordum ki düğüm çözüldü.

Dört sokak ileride mahallemizin delikanlı ağır ağabeylerinden Talha ağabeyin düzenli aralıklarla cekete yatırım yaptığını fark ettik. Bu işte bir iş var, diye düşündüm. Bir gün ziyaretine gideyim dedim, Talha ağabey bağırsaklarının bozuk olduğunu mâzeret göstererek almadı beni içeri. İşte o an kıllandım. Talha ağabeyin ishalini tarih yazmaz. Ertesi gün bir tabak haşlanmış patates, bir kase pirinç lapası ve bir termos demli çayla dayandım Talha ağabeyin kapısına. Ah, o an... Aaaah, o an yok mu!!! O dağ gibi adam boynu bükük, kalbı yıkık hüznüyle mecburen kabul etti beni. Ben de pişman oldum üstüne vardığıma; ama duhul oldum bir kere Talha ağabeyin makamına ki... o da nesi? Aman Yarabbim, o da nesi!!! Ev Aysun Kayacı maketleriyle doluydu ve her Aysun Kayacı'nın mini etekli bacakları ceketlerle kapanmıştı. Yaaa... işte böyle delikanlıdır bizim Talha ağabey.
Mahallemizin huzurunu geri getirmek uğrunaydı her şey. Afurttuğu Aysun Kayacı maketlerini bacı bellemiş, minisinin köşesine bile göz atmamıştı. Sen çok yaşa Talha ağabey.
Etiket ::)))
mitatanilbutuner
27 Mayıs 2007
11:25
Yorumlar :0
 
 
 
 

Baba Beni Harvard'a Gönder?

Baba Beni Harvard'a Gönder kampanyam başlamıştır. Desteklerinizi bekliyorum. Yapacağınız bağışlar Baba Beni Okula Gönder'in kesmediği yavrucakların geleceklerini garantiye almakta kullanılacaktır; kesinlikle deve edilmeyecektir ve paralarla yurt dışına kaçılmayacaktır.

 

Önemli bir hatırlatma : Bin YTL üstü bağışların İsviçre'deki hesabıma yatması rica olunur.

Etiket ::)))
mitatanilbutuner
23 Mayıs 2007
09:36
Yorumlar :0
 
 
 
 

Benim Oyum Sarı Kız'a

Türkiye'nin AB'ye girmesini istemiyorum. Nedenlerini yazardım; ama 2010 Dünya Kupası maçlarını yerinde izlemeyi düşünüyorum. Türkiye'nin AB'ye girmemesi yönünde görüş bildiren Sarkozy has adamım. Angelica Merkel önceki iktidarların söz vermiş bulunduklarını söyleyerek çaresiz kabul edeceğini; ancak gönüllü olmadığını söyledi. Merkel'i sevmiyorum.
 
 
 

Yarışmanın Yarışması

Kenan Doğulu geçen gün uluslararası bir yarışmada 4. oldu. Doğulu bu yarışmaya 'Shake It Up Shekerim' adlı şarkıyla katılmıştı. Söz konusu yarışma aşağıdakilerden hangisidir?

a) Örovizyon Şarkı Yarışması

b) Yurovizyon Şarkı Yarışması

c) Avrovizyon Şarkı Yarışması

d) Hepsi

e) Hiçbiri

 

(Bu konuda daha geniş bir yazı için tıklayınız.) 

Etiket ::)))
mitatanilbutuner
16 Mayıs 2007
11:44
Yorumlar :1
 
 
 
 

Wolfowitz'e Açık Mektup

Wolfy, bırak sen o kadını. Başını yaktı. Kadın olsa zaten seni yırtık çorapla Türkiye'ye yollamazdı. Arkadaş, insan erkeğini uğurlarken şöyle bir bakıp üstüne başına çeki düzen vermez mi? Yırtığını yamamaz mı? Söküğünü dikmez mi? Hem elinden bir iş gelmez hem para pul ister. Allah o kadının gözünü doyursun. Para budalası olmuş. Erkek için güzellik neyse kadın için para odur. Wolfy, bırak onu. Bırak o fettan kadını. Kurtar kendini Wolfy!

Etiket ::)))
mitatanilbutuner
15 Mayıs 2007
18:38
Yorumlar :0
 
 
 
 

Postahaneme Gelen Amerikan Esprisi

Az önce postahaneme bakıyordum ki... ne görsem iyi! Bir fıkra. Hemi de taaaa müttefikimiz Amerika'dan gelmiş. Hemi de İngilişçe. Dedim, 'Anıl kamuya bir iyiliğin dokansın, çevir ula şu fıkrayı Türkçe'ye.' Eh, kamu yararı deyince bir kalem durup düşünmüşümdür hep. İşte size Türkçesi:

Adamın biri hızla dişçi muayenehanesine gitmiş, atmış kendini koltuğa. 'Doktor,' demiş, 'Sorunum şu ki kendimi güve gibi hissediyorum.'

Doktor şaşırmış tabii ki: 'O zaman niye dişçiye geldin?' diye sormuş.

Adam: 'Işık yanıyordu.' demiş.

Kabul, bir Karadeniz fıkrası, bir Namık Kemal fıkrası havası yok... bir Alex, bir Kezman değil; düz topçu. İdare edin.

 

(uyarı : 'postahane' bilinçli yazılmıştır.) 

Etiket ::)))
mitatanilbutuner
15 Mayıs 2007
10:42
Yorumlar :0
 
 
 
 

Neden Birleşemiyorlar?

ANAP-DYP birleşmesi tamam. CHP-DSP, MHP-BBP, SP-AKP niye birleşemiyorlar? Bu kadar çok farklı görüş var mı gerçekten? Biri faizleri indirelim derken diğeri yükseltelim mi diyor? Biri 'Çiftçi birinci sırada.' derken, diğeri 'Sanayici.' mi diyor? Biri 'Kıbrıs'ı şöyle çözelim.' derken, diğeri 'Hayır böyle.' Biri 'YÖK iyi.' derke, diğeri 'YÖK köötü.' mü diyor?

Nedir mesele? İktidar hırsı mı? Tek adam olma hırsı mı? Diğerini çekememe mi?

Ne ola ki?

Etiket :ciddiyim
mitatanilbutuner
14 Mayıs 2007
23:05
Yorumlar :0
 
 
 
 

Türk Telekom'un Hayırseverliği

Türk Telekom tam 16 bin kişiye yüksek meblağlı fatura yollamış. Olayın ortaya çıkmasıyla birlikte hatâ olduğu kabul edilmiş ve vatandaşların sakin olmaları istenmiş.

Hiçbir cazibesi olmayan, artı ürün özelliği taşımayan bir reklam için Cem Yılmaz'a dünyanın parasını verirlerse olacağı budur. Ama güldük, eğlendik, fenâ mı oldu? Hayır. Türk Telekom memnunsa Cem Yılmazca eleştirelim:

"O senin hayırseverliğin."